Bence birini affetmek hem sizi hem başkasını özgür kılar. Sizlere bir hikaye yazmak istiyorum. Siz hayatınızda kaç kişiyi affettiniz ya da affedilmek istediniz? Affettiğiniz insanları gerçekten affettiniz mi? Yoksa yaptığınız bir nevi vicdan mastürbasyonu muydu? Herkes hatalar yapıyor bazıları affedilebilir bazıları affedilemez, bu göreceli. Çoğunluk affetmiş gibi görünüyor bir şeyleri ama bakıyorum da yolunda gitmeyen şeyler var. Sizce hata mı affedilir, hatayı yapan mı? Yani demek istediğim şu: Yapılan hata mıdır affedilen yoksa hatayı yapan kişiyi istedik, kıyamadık veya kaybetmemek için mi affettik? Ya da affetmiş gibi yaptık..
Affetmek sizce kolay mı? Mış gibi yapmak oldukça moda oldu artık. Mutluy-muş gibi, sev-miş gibi, aşık-mış gibi, affet-miş gibi… Bir şey daha eklemek istiyorum: Lütfen kendinizi de affedin. Her ne yaptıysanız yanlış veya doğru. Siz hep özelsiniz, yanlışlarınızla bile…
Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur. Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz? Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. “Şimdi yarınki ödevinize hazır olun.
Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!”
Öğrenciler , bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: “Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.” Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, ikinci açıklamasını yapar: “Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde hep yanınızda olacaklar.” der.
Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: “Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.” – “Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık.” – “Hem sıkıldık, hem yorulduk.”
Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: “Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir iyilik olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.