Değeri az bilinen ya da hiç bilinmeyen, kıymet. Kıymetin bile kıymeti bilinmez hale geldi. Herkes artık en’ci. En iyisi benim olsun, en özeli benim olsun, en değerli şeyi ben olayım… Elindekilerle yetinmeyi bilen insanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Elindekiler senin hazinen aslında. Dahasını istediğin insan bir gün yoruluyor. Sen istediğinle kalıyorsun o da çabasıyla, bir başına. Herkes kısmetini tepiyor. Çok mutlu olan insan gerek işinde gerek eşiyle gerek ailesiyle, neden daha fazlasını istiyorum derdine düşüyor ya da mutlu olmak batıyor mu, anlamıyorum. Gerçekten kıymet bilmek çok mu zor? Şanslı diye nitelendirdiğim insanlarda huzursuzluk, mutsuzluk, bencillik hat safhada.
Daha, daha, daha. Ee belki eline de geçiyor da sen ne anlıyorsun? Her şeye sahip olan insanlar genel olarak çok mutsuz, tabii bu benim gözlemim. Bir bakın etrafınıza; minimalist yaşayan, olduğuyla yetinen insanlar hep daha huzurlu ve mutlu. Fazla para, fazla araba, fazla ev… Eşyaların içinde kocaman bir yalnızlık. Ne yapayım ki ben evi, arabayı, huzurum olmadıktan sonra? Siz “daha” diyen olmayın . Dahası hep zarar. Yıkılan aileler, ayrılan sevgililer, biten işlere bir baksanız aslında çoğu dahasını istemekten kaynaklanıyor. Huzur istiyorsan yetinmeyi bileceksin. Zaten senin olan en değerli ve en kıymetli. Zamana ayak uyduranlardan olmayın bırakın zaman size ayak uydursun. Karnınız doyuyorsa, eviniz varsa, sıcacık yatağınız bir de kitabınız daha değerli ne olabilir ki hayatta?